Hogwarts RPG
TEMAMIZ YENİLENMİŞTİR. | SİTEMİZDE ARTIK 3 EK HESAP AÇABİLİRSİNİZ.


Sihir Geri Döndü... Hogwarts'ta Büyülü Bir Yıla Ne Dersin ? ...
 
AnasayfaKapıKayıt OlGiriş yap
SİTE KAPANIYOR ! KİMSE GİRMİYOR ! ADMİNLER BİR ALEM ! YENİ ÜYE GELİMOR ! SUİSTİMAL BİLDİRİLMİŞ ! BU NEDENLE SİTEYİ KAPATIYORUZ !

Paylaş | 
 

 Dimitri Numb Caceaune ( Rp Puanı Yükseltme )

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Dimitri Numb Caceaune
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 8
Teşekkürler : 0
Kayıt tarihi : 22/06/10
Yaş : 22

Hogwarts RPG
Büyü Gücü [ RPG Gücü ] Büyü Gücü [ RPG Gücü ] :
100/100  (100/100)
Uyarılar [ 3 Uyarı = BAN ]: 3

MesajKonu: Dimitri Numb Caceaune ( Rp Puanı Yükseltme )   Çarş. Haz. 23, 2010 9:46 am

Not:Fic'imden bir parça..Harry'le Pansy sevgili.

Pansy’nin ağzından..

Ne her tarafımın kanlar içerisinde olduğunu nede neredeyse tutmayan ayaklarımı umursayacak halde değildim..
Onların ne önemi vardıki?
Anladımki herşey boşmuş bu dünyada.
Yaşadığımız acılar birer hiçmiş..Bir de kendimizi dertli sanırdık değil mi?Şunun bunun için kendimizi yırtardık.Üzülürdük herşeye.
Meğer hepsi yalanmış.
Mutlu olmayı bilememişiz biz.Önümüzdekileri göremeden daha iyisini aramışız.
Anna’yla kapıştığım günler, saatlerce alışverişlerim ,profesörler ,ailem..Hiç biri umurumda değil şuanda.
Tek düşünebildiğim şey hayatımın anlamı.
Ancak farkına varabiliyorum bunun..Bunca yıl boşuna yaşamışım gibi.Harry’e aşık olana kadar yaşadıklarım bir oyun.Sadece bir oyun gibi..
Harry’e nasıl aşık oldum bilemiyorum.Kimi zaman hayatımın hatası gibi gelsede hayatımda başıma gelen en güzel şey o.
Şu iğrenç ve pisliklerle dolu hayattan kurtulma şansı verdi bana.
Herşeye yeniden başlama fırsatı..
Dahada önemlisi beni gerçekten sevdi.Bunu biliyorum.
O kısaca beni bana verdi..Herşeyiyle.
Ben onsuz yaşayamam ki?Bu nasıl olabilir.
O benim hayatım..Aşkım ve herşeyim.Benim dünyam Harry.
Ve şuanda Lord’un yanında..Kim bilir neler yapıyorlar ona.
Bense burada saatlerdir koşturuyorum.Sadece Harry’i bulabilmek için.
Onun sesini bir kere daha duyabilmek,yüzünü okşamak..Herşey uzak bir hayal gibi şimdi.
Ama yakın olmalı ve ben buna izin vermemeliyim..Vermeyeceğim!
Arthur Weasley’i görebilmek için arkama döndüğümde görebildiğim tek şey zivifiri karanlık oldu..Saat belkide on ikiye geliyordu.Birşeyler yapmalıydım.Onlar burada yalnız kalamazlardı.
Elimle asamı yokladım ve sesim uzun dar sokakta çınladı.
“Lumos!”
Etraf aydınlandığında ise gördüğüm bana ürkerek bakan kedilerden başka birşey olmadı.Arkamdakiler sanki ortadan kaybolmuşlardı..
Ve ben burada Harry’e giden yolda artık tek başımaydım.

Yazarın Ağzından:

Pansy telaşla etrafına bakındı.Weasley’lerden ayrılalı neredeyse yarım saat olmuştu fakat genç kız bunu anca farkediyordu.
Korkusu gecenin içinde dağılırken derin bir nefes aldı ve yeniden koşturmaya devam etti.Belkide günlerdir ne yaptığını bilmiyordu fakat şuan da kesinlikle emindi.
Karanlık bodrum’a gidecekti ve Harry’i kurtaracaktı.Bu hayatına mal olsa bile umurunda değildi.
Bir kez daha uzun dar sokakların arasından sağa saptı.Doğru yolda olup olmadığından emin değildi.Sadece iç güdülerine güveniyordu.Belki de Harry’i kaybetmişti şimdiye..Geç kalmıştı her şey için.Boğazından bir haykırış yükseldi Pansy’nin
“HAYIRRRRRRRRRRR!”
____________________

Harry’nin Ağzından:

Hiçbirşey umurumda değildi.Neden olsunki?
İşte az kaldı..Birazdan öleceğim.Lord beni öldürecek.
Belkide düşlediğim son bu değil.Ama yaşayacağım son olacağı kesin.
Düşünüyorum da belkide böylesi daha iyi.En azından Pansy için.
Artık başında onu tehlikeye sürüklüyen bir Harry olmayacak..Mutsuz olup ağlamayacak.
Yüzü güldükten sonra ben ölmüşüm ne farkederki?
Babasının istediği gibi Draco’yla evlenir.Mutlu olurlar..Benim veremeyeceklerimi verebilir Draco ona.
Bundan sonra yanlış kararları vermez Pansy’de.Benimle olmak gibi..
Canım acıyor evet.Az sonra ebediyen bu acıdan kurtulacağım..
Ama ya kurtulamazsam?
Ya bir kez daha Lord’u yenebilirsem?
O zaman ne olacak?
Her şeye kaldığımız yerden mi devam edeceğiz?
Bulabilecek miyim Pansy’i?
Yeniden sarabilecek miyim kollarımda?
Saçmalıyorum.
Öyle olsa bile hiçbirşey eskisi gibi olmaz..Lord’u yensemde bunca karanlık kişinin arasından tek başıma nasıl çıkabilirimki!
Biri öldürmese diğeri öldürür..
Tıpkı Dumbledore’u ,Sirius’u öldürdükleri gibi..
Peki ya Pansy gelirse beni kurtarmaya?
Yine uçuyorum hayal alemine..
Pansy nasıl gelebilirki?O kaçırıldı!Belkide şuanda oda ölü.
Ah hayır bu olamaz!Olamaz olamaz OLAMAZ!
Pansy’nin kurtulup kurtulmadığını bilmeden ölemem.Yapamam bunu.
Ona kötü şeyler olurken ben burada böylece nasıl durabiliyorum?
İçimden gelen yakıcı güç dalgasıyla ellerimi beni bağladıkları duvara vurdum.Ama hiçbir fayda etmedi.
Gözlerim bağlı mıydı emin değildim.Tek gördüğüm şey karanlıktı..Açık olsada kapalı olsada.Belkide bir lumos ..
Tabikide!
Asam, asam neredeydi?
Korku içerisinde ellerimin gidebildiği yerleri yokladım.Ne asam vardı nede bir başka cisim.Sadece tozlu yer..
İçimden gelen bir dürtüyle bir çığlık attım.
İşte bu sırada içerisi birden aydınlandı.

Yazarın Ağzından:

Lord bodruma doğru yavaş ama sinsi adımlarla ilerlerken bir yanda Pansy’nin babasına emirler yağdırıyordu.
“Gittiğimde onu çözeceksiniz.”
“Ama efendim-”
“İtiraz istemiyorum.”
“Bu çok tehlikeli efendim.”
“Ben sana ne diyorsam onu yapacaksın!”
Adam kolunun yandığını hissettiğinde acı içerisinde inledi ve kafasını salladı.
“Elbette efendim.”
Bay Parkinson kolunu sıkı sıkı tutarken Lucius Malfoy arkalarından hızlıca gelip yanlarında yürümeye başlamıştı.
“Efendim.”
“Ne var Lucius.”
“Beni bağışlayın ama-”
“Kısa kes.”
“Asasını verecek misiniz?”
“Sizin aklınız yerinde mi!”
“Kusura bakmayın efendim.”
“Ben yüce lordum!Savunmasız bir melezle savaşacak kadar alçalır mıyım hiç!”
“Ama efendim o Harry Potter.”
“Haddini aşma Lucius.Ona asasını vereceksiniz bitti.”
“Anlaşıldı efendim.”
“Asası hanginizde?”
“Bende efendim.”
Bay Parkinson kıpkırmızı olmuş kolunu bırakmış elinde Harry’nin asasını sallıyordu.
“Onu bana ver.”
“Efendim siz-”
“Beni duydun.”
Adam kafasını sallayarak asayı Lucius’a Lord’a uzatması için verdi.Lucius asaya yaklaşık bir dakika kadar baktıktan sonra korkarak Lord’a uzattı.Lord gülümseyerek eline aldı asayı acı bir çığlıkla yere fırlattı.
Kolları asayı tuttuğu anda ateş almış,kanı çekiliyor gibi olmuştu.Çığlığına engel olamadığı yüzünden Malfoy’la Parkinson korkuyla kendisine döndü.
“Efendim iyimisiniz?”
“Efendim!”
“İyiyim ben.Asayı yerden alın ve çenenizi kapıyın.”
Lucius öne doğru eğilerek asayı eline tiksinerek aldı.Büyük taş kapının önüne geldiklerinde ise durdu.
“Efendim geldik.”
“Tamam şimdi emirlerimi dinleyin..İçeri önce ben gireceğim.Karanlıkta!”
“Efendim bu çok tehlikeli.”
“Tehlike benim adım Lucius.Bunu bilmiyor musun?Şimdi sus ve dinle..Karşıya geçtiğimde Parkinson sen ışığı açacaksın.Lucius sende Harry’i çözüp asasını vereceksin.”
“Ya bir şey yaparsa?”
“Hazırlıklı olacağız..Siz savaşa hiç karışmayacaksınız!”
“Ama!”
“Aması yok.Onu yeneceğimden kuşkunuz mu var yoksa?”
“Elbette yok.”
“O zaman dediğimi yapın.”
“Ama çok tehlikeli efendim.”
“Kapa çeneni!Ve dediğimi yap..Eğer bana bir şey olursa ki böyle bir ihtimal yok.Onu canlı çıkartmayın.”
“Elbette efendim.”
“Şimdi başlıyoruz.”
Voldemort kapıyı hafifçe araladıktan sonra ayaklarını yere vura vura Harry’nin karşısına geçti.Genç adam belki hiç bir şey göremiyor olabilirdi ama Voldemort her şeyi gayet net görebiliyordu..
Birkaç saniye olduğu yerde bekledi ve kapıya doğru işaret verdi.Parkinson’ın sesi odanın kirli duvarlarında yankılandı.
“Lumos!”
Ve her şey aydınlandı..
Harry gözlerini korku içerisinde kıstı ve eliyle kapatmak için hareket etti.Elleri yüzünü örttüğünde şaşkınlıkla gözlerini ovuşturdu.Elleri bağlı değildi..
Gözlerini endişeyle açtığında yanı başında duran Malfoy’u ve elinde salladığı kelepçeleri gördü.Adam pis pis bakarken beyaz suratı iyice kireç gibi olmuştu..
Kendinden ve Lord’undan emin olduğu kadar endişeli bir görüntüsü de vardı.Harry ona tik tik bakmaya devam edince Lucius Harry’nin bacağına bir tekme savurdu.
“Öleceksin seni aşağılık.”
Harry hiç ses çıkartmadan önüne baktığında onu gördü..
İsmi anılmayan kişiyi.
Annesiyle babasını öldürenin ta kendisini!
Lordu, Voldemort’u!
Izdırap dolu bir çığlık attıktan sonra ayağa fırladı.Yarası yanarken içi kan ağlıyordu.Onu görünce anılar tekrar sarmalamaya başlamıştı başını..Voldemort’la daha önce karşılaşmıştı fakat bir sonraki karşılaşmasının tekrar bu kadar zor olacağını hiç düşünmemişti.
Titreyen bacağının ötesinde Lord’unda titrediğini göremesede içinin titrediğini hissedebiliyordu.Fakat ondaki stres niyeydi?Lucius neden kireç gibiydi?
Cevabını çok geçmeden aldı.Malfoy kapıya doğru ilerledi ve Harry’nin asasını yerden Harry’e doğru yuvarladı.Kapıyı ardına kadar kapattığında içeride kapının çınlayan sesi,Harry ve Voldemort’tan başka hiçbirşey kalmamıştı.
_______________________

Pansy her tarafı dökülen, bir parça ışığın bile bulunmadığı şatonun önüne gelince durdu.Kalbi küt küt atarken içine doğan kötü his onu yiyip bitiriyordu.Her geçen saniye alehine işliyordu..
Fakat zafere bir adım daha yakındı artık..
Burasını hatırlıyordu!Doğru yere gelmişti.
Lord onun kolunu işte bu şatoda işaretlemişti.Ne kadar istemesede..
Ve şimdi Harry’i burada öldürecekti.
Hayır öldüremeyecekti.
Pansy hiç bir şeyi düşünmeden doğruca kapıyı iktirdi.Biliyordu bu çok tehlikeliydi.Onlarca belkide yüzlerce Voldemort yandaşı arasında tek başına Harry’i kurtarma olasılığı neredeyse yoktu.Fakat deneyecekti.
Hızlı hızlı mermerleri kararmış,kimi yerlerde parçalanmış koridordan yürüyerek ilerledi.
Çoğu kişi onun ne yaptığını anlayamazdı..Tahmin edebilecekler dışında.
Bodrum yerin üçüncü katındaydı..Orayı geçmek için 3 kişiyi atlatmak zorundaydı.İlk katlar kolay olacaktı..Buna inanıyordu.
En çok korktuğu babası ve Lucius Malfoy’dan başkası değildi.Eğer onları atlatırsa belki en azından Harry’i son bir kere görebilirdi..
Derin bir nefes aldı ve ilerlemeye devam etti.
İlk koridorun sonuna geldiğinde yeni ölüm yiyen olan Jaosca’yı gördü.Genç kız bugün büyük bir görevi üstlendiğinin farkındaydı ve heyecandan tirtir titriyordu.
Karanlıkta kendisine yaklaşan birini gördüğünde korkuyla bağırdı.
“DUR!”
Pansy hiç aldırış etmeden durdu.Sakin gözükmeye çalışarak konuştu.
“Sakin ol.Ben Pansy.”
“Sen?”
“Evet..Sizdenim.Bak.”
Kolundaki işaretten tiksindiğini belli etmemeye çalışarak kızın neredeyse gözünün içine sokuyordu.Kız işareti görünce derin bir nefes aldı.
“Peki nereye gidiyorsun?Bay Parkinson’ın kesin emri var.”
“Ben Pansy PARKİNSON!Görmüyor musun!”
Genç kız yaptığı hatayı anlamış şekilde geriye sendeledi.Pansy’nin bir Parkinson olduğu yeterince açıktı.
“Ama plana göre kimseyi anlamayacaktık.”
“Plan değişti senin haberin yokmu?Harry benim sayemde buraya getirildi.Onu önce ben göreceğim.”
“Ah çok özür dilerim.”
“Şimdi önümden çekilde seni öldürtmüyüm.”
Genç kız bedeninden fışkıran korku dalgasıyla kapının önünden çekildi ve Pansy’e izin verdi.Pansy kapıdan geçtiğinde kapıyı kapattı ve derin bir nefes aldı.Aynı zamanda Pansy kapıyı geçince rahatlama duygusuyla hafifledi.Bu kadar kolay olacağını hiç düşünmemişti..
Gülümseyerek bir sonraki kapıya doğru ilerlemeye başladı.Bu kesinlikle tahmin ettiği kadar kolay olmayacaktı.
Ayak sesleri çınlarken iri yarı adamın bir metre ilerisinde durdu.Adam yeterince güçlü gözüküyordu.Sinirle karşısındakini süzdü.
“Sen kimsin?”
“Pansy..Parkinson Pansy.”
“Parkinsonun kızı?”
“Evet.Sende Clorf’sun değil mi?”
“Evet.Ne işin var burada..Lord’un aşağıda büyük bir işi olduğunu bilmiyormusun?”
“Elbette biliyorum.Benimde önemli bir işim var.Aşağıda olmam lazım.”
“Lord kimseyi istemiyor.”
“Ama bu acil.Bu kızın işaretlenmesi gerekli.”
Pansy duyduğu sesle baştan aşağıya titredi.
“Sen kimsin?” Clorf hiddetli bir şekilde bir genç adama birde yanındaki pelerinin içinde gizli kıza bakarak.
“Malfoy.Draco Malfoy.”
“Lucius’un oğlu..”
“Evet.”
“Birlikte mi geldiniz?”
Pansy Draco’ya anlamsızca bakarken Draco hiçbirşeyi bozmuyordu.
“Elbette.Pansy sevgilim buraya gel.”
Genç kız kararsız kalmış bir şekilde olduğu yerde kalakaldı.Draco ne yapmaya çalışıyordu böyle?
Sevgilim derken ciddi miydi yoksa sadece bir oyunmuydu?
Buradaki niyeti Harry’i kurtarmak olabilir miydi?
Endişeyle Draco’ya baktı.Genç adam ona güven verircesine gülümsüyordu.İster istemez yanına gitti.Neler oluyorsa biran önce olmak zorundaydı.
Draco onun elini tuttuğunda yanındaki kıza daha dikkatli baktı.Pelerin tüm saçlarını örtüyordu.Simsiyaha boyanmış gözleri arasında göz rengi ayırt edilemeyecek haldeydi.
Her kimse Pansy onu tanımıyordu yada tanımadığını sanıyordu.
Adam sinirle ayağını yere vurdu.
“Derdiniz ne?”
“Bu kız iki dakika içerisinde işaretlenmeli.Lord’un özel emri.”
“Buna nasıl emin olabilirim?Lord aşağıda ve çok gizli bir işi varmış.Kimsenin kendisini rahatsız etmesini istemiyor.”
“İşte çok önemli işi bu.İnanmıyorsan kağıda bak.”
Draco bir adım öne çıktığında adam iyice stres olmuştu.Bunu belli etmemeye çalışarak genç adamın uzattığı kağıdı eline aldı ve baktı.
“Ama bu Lord’un yazısı.”
“Sana demiştim.”
“Benn..Buyurun geçin.”
“Çekil önümüzden.”
“Elbette efendim.”
Kapı ardına kadar açıldığında üç genç içeri girdi.
Pansy şaşkınlıkla Draco’ya bakıp bağırmak üzereyken Draco ağzını kapattı.İleriyi göstererek sessiz ol işareti yaptı ve yanındaki kıza döndü.Fısıldayarak:
“Hermione burada kal.”
“Ama Draco.”
“Böyle olmalı.Şşştt.”
“Her-”
Pansy tam bağıracaktıki Draco yeniden engel oldu.Pansy’nin kulağına eğilerek:
“Sessiz ol Pansy.Herşey yolunda.Şimdi koluma gir.”
Pansy olduğu yerde kalınca Hermione araya girdi.
“Ona güven.”
Genç kız istemsizce Draco’nun koluna girdi ve son aşamada olduklarından korkarak yürümeye başladı.Bu kapıyı açtıklarında bodrumdalardı..
Hiç ses çıkartmadan ilerlerken Pansy Harry’nin çığlını duyunca kalakaldı.Koşarak gitmeye çalışsada Draco onu sıkıca kavradı.
“Hayır Pansy.”
“Ama-”
“Şşttt.”
“Kim var orda!”
Lucius koridoru inleterek bağırdı.Draco soğukkanlılığını hiç bozmadan atıldı.
“Benim.”
“Draco?”
“Evet..”
“Yanın-”
“Pansy.”
Bay Parkinson boğazından öksürükle karışık çıkan bir sesle konuştu.
“Pansy!A,Pan-,Merlin!..”
Adam aklı karışmış bir şekilde saçmalarken Pansy araya girdi.
“Benim baba..”
Lucius hemen araya girdi.
“Ama siz?”
Pansy bu noktada söyleyecek hiç bir şeyi olmadığından Draco’nun elini sıktı.Draco hemen atıldı.
“Aslında her şey bir oyundu.Pansy hiç kaçırılmadı,kaçmadıda.Harry’ide sevmedi.”
Bay Parkinson araya girdi.
“Ama-”
Pansy artık yalanlarının ne olduğunu bildiğinden konuşacak cesareti toplamıştı.
“Baba..Herşey yalandı.Ben Draco’yu seviyorum.Amacımız sadece Harry’i tuzağa düşürmekti.Lord için..Sizin haberiniz yoktu.Sadece ben Draco ve Lord. Harry’i gafil avlayıp yakalamaktı tek derdimiz.Ve başarıya ulaştı.”
“İnanamıyorum..İşte benim kızım.”
“Ama neden bize söylemediniz?”
“Siz her şeyi bize söylüyor musunuz?Bu Lord’la bizim aramızdaydı.Ve Lord’un son emri.İçeriye girip Harry’i Pansy’nin öldürmesi.”
Pansy Harry’nin çığlıklarını duyarken sesindeki titremeyi belli etmeden konuşmaya çalıştı.
“Evet.Şimdi izin verin geçeyim.”
“Tabiî ki bende.”
“Fakat Lord bize-”
“Kendi çocuklarınıza inanmıyor musunuz?”
Malfoy’la Parkinson birbirlerine baktılar.Adamlar kafalarını sallayıp kapıdan çekilmek üzerelerdiki Draco durdurdu.
“Fakat asalarınızı bize vermelisiniz.”
“Draco saçmaladın oğlum!”
“Ama babacım.Bizim asalarımız sizinkiler kadar güçlü değil.Bu Lord’umuzun buyruğu.Yoksa ona karşı mı geliyorsunuz?”
“Elbette hayır.”
Adamlar istemeyerekte olsa asalarını çocuklarına uzattılar.Parkinson kapının kilidini açtıktan sonra Pansy doğruca içeri fırladı.

Pansy’nin ağzından..

İçeri atlıyorum birden.
Aklımda sadece Harry.
Ve işte orada görüyorum onu!
Fakat gözlerimi acıyla kapatıp açıyorum.
Karşımdaki tüyler ürpertici manzara karşısında.
Görmek istemiyorum bunları..
Ama kaçamıyorum.
Ne yaparsam yapayım tüm hayatım buna bağlı artık.
Buraya kadar sadece Harry için geldim.
Hiçbir şeyi düşünmeden..
Tek amacım Harry kurtarmaktı.
Ama düşünmedim ki onu kurtarırsam mutlu olabilir miyim?
Herkesi, her şeyi karşıma alabilir miyim?
İşte gerçek karar bu sanırım.
Hayatımın kararı.
Titreyerek Harry’e bakıyorum.
Her tarafı kan içerisinde yerde öylece yatıyor..
Lord ise karşısında acıyla inliyor.
Bense bakıyorum aval aval.
Ve biri bağırıyor arkamdan
“Pansy buraya gel!”
Draco’da anlamış olmalı her şeyi..
Ama aldırmıyorum ve sadece omuz silkiyorum.
İlerliyorum yanlarına
Lord gülümsüyor ve ağzından kelimeler dökülüyor
“Bitir şu işi.”
Asasını bana doğru uzatıyor.
Biliyorum eğer alırda Harry’i öldürürsem geleceğin Lady’si ben olacağım..
Karanlık Lady’si.
Ömür boyu bolluk içerisinde yaşayacağım.
Şaşkınlıkla Harry’e bakıyorum.
O ise bana dolu dolu gözlerle bakıyor
Acı ve aşkla..
Birden oda konuşuyor.
“Öldür beni Pansy.Yeterki sen kurtul.”
İşte kararımı veriyorum.
Yavaşça Lord’a yaklaşıp asasını kapıyorum.
Ve tekrar Harry’ dönüyorum.
Gözümden bir damla yaş akıyor..
Kelimeler ağzımdan zorla çıkıyor.
“Seni seviyorum..Herşey için özür dilerim.”
Bu sırada Lord’un sesini duyuyorum.
Çınlıyor kulaklarımda..
“Öldür onu Pansy!”
Harry’ninde gözünden bir damla yaş akıyor.
“Öldür beni!Bilki, şunu bilki bende seni seviyorum!”
Asayı sıkıca kavrıyorum.
Ağzımdan kelimeler uçuyor sanki..
“Evet öldüreceğim.”
Harry gözlerini kapatıyor ve fısıldıyor.
“Sakın üzülme benim için..Buna mecbursun sevgilim.”
Bu sırada babamın hareketlendiğini hissediyorum
Bir bakıyorumki Hermione babamı
Draco Lucius’u tutuyor..
Kimin umrunda.
Kafamı sallıyorum ve hızla arkamı dönüyorum.
“Ama seni!”
Lord’a bakıyorum kötü kötü.
Yüzümde bir gülümseme var..
Lord ise şaşkın şaşkın duruyor öylece.
Harry birden bağırıyor.
“Sakın yapma Pansy.YAPMA!”
Kafamı sallıyorum ve ağzımdan kelimeler dökülüyor.
“Neden?”
Tekrar Lord’a kafamı çeviriyorum.
Gözümden akan bir damla yaşı ona gösteriyorum..
“Benden hayatımı çaldın aşağılık!”
Diyorum tüm gücümle
O ise gülüyor.
“Beni öldüremezsin..Eğer ben ölürsem.Sende ölürsün!”
Anlamamış bir şekilde bakıyorum o ise zor kaldırdığı eliyle kolumu gösteriyor.
İşaret.
İçimi çekiyorum ve bir kez daha Harry’e bakıyorum.
“Beni öldür Pansy!Yap hadi şunu!”
Düşüncelere dalıyorum..
Ya Harry yada kendim.
Ben değil miydim Harry için canımı veririm diyen?
İşte VERECEĞİM.
Aşkım için vereceğim..
Ağzımdan veda kelimeleri dökülüyor..
“Beni affet Harry.Herşey için.”
“Gitme Pansy hayır!Beni bırakma..”
Düğümleniyor boğazım.
Zorlukla konuşuyorum.
“Sil baştan başlamak gerek bazen
Hayatı sıfırlamak.
Sil baştan sevmek gerek bazen.
Her şeyi unutmak.. (**)
Unut beni sevgilim.
Unut ve hayatımı yaşa.
Sadece seni çok sevdiğimi hatırla..”
Gözyaşlarımı silme gereği duymuyorum ilk kez
Hıçkırıklarımıda saklamıyorum..
Harry’nin haykırışlarını dinlemeden Lord’a dönüyorum.
“Oyun bitti Voldemort” diyorum.
Son kez.
Göz yaşlarımı kalbime gömüyorum ve son kelimelerimi söylüyorum.
“Avada Kedavra.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.sanalhogwartsrpg.yetkinforum.net
Nina Aellia Cast
Admin|Gryffindor 7. Sınıf|Sınıf ve Dumbledore'un Ordusu Başkanı|Quiddtch Takım Kaptanı|Arayıcı
Admin|Gryffindor 7. Sınıf|Sınıf ve Dumbledore'un Ordusu Başkanı|Quiddtch Takım Kaptanı|Arayıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 208
Teşekkürler : 0
Kayıt tarihi : 17/06/10
Yaş : 20
Nerden : ^^Nina^^No^^Name

Hogwarts RPG
Büyü Gücü [ RPG Gücü ] Büyü Gücü [ RPG Gücü ] :
100/100  (100/100)
Uyarılar [ 3 Uyarı = BAN ]: ADMİN

MesajKonu: Geri: Dimitri Numb Caceaune ( Rp Puanı Yükseltme )   Çarş. Haz. 23, 2010 12:16 pm

Tek renk olması geröekten göz yorucuydu.Ayrıca RP'ler ya 3. tekil şahısın ağzından yada kendi tarafınızdan anlatılır. Ayrıca çok klasik bir kurgu. Onun dışında gözüme çarpan bir hahan yoktu. + 8 [ 73 ] .
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://rpghogwarts.yetkinforum.com
 
Dimitri Numb Caceaune ( Rp Puanı Yükseltme )
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Hogwarts RPG :: Role Playing Game [ RPG ] :: RPG Dershanesi-
Buraya geçin: